«Қазақстан ғылымының дамуы мен келешегі жастар көзімен»



жүктеу 5.01 Kb.

бет37/40
Дата22.12.2016
өлшемі5.01 Kb.
1   ...   32   33   34   35   36   37   38   39   40

1. Biyografi.info sitesi, Yahya Kemal Beyatlı, Erişim tarihi:16.03.2012
 
2. Meral Tozluyurt, Yahya Kemal Beyatlı’nın Siyasi Portresi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler    
Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2007
 
3.  Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal, Sayfa 72
 
4. (Kocakaplan, gök kubbemiz şairi Yahya kemal,s:216 
5.  (Kendi Gök Kubbemiz,s:65) 
6. (İ.Kocakaplan; Gök kubbemiz Şairi Yahya Kemal, s;52)
 
7.
 
(Bir Başka Tepeden:20) 
8.
( Bir Tepeden:19)
 
9.
(Üsküdar’ın Dost Işıkları:28)
 
10.
 
(İstanbul Fethini Gören Üsküdar, s:24)
 
11.
 
( Atik_Valde’den İnen Sokakta:27)
 
12.
 
(Eski Şiir Rüzgarıyla: Çamlıca Gazeli, s:67)
 
13.
 
( Karnaval ve Dönüş,s:67 )
 
14.
 
(Süleymaniye’de Bayram Sabahı, s.10)
 
15.
 
 
(Siste Söyleniş s:23)
 
16.
 
(age..s.121)
 
17.
 
 Geçmiş Yaz, s:132)
 
18.
 
 (
ITRİ,s.15)
 
19.
 
 
(Aziz İstanbul, Türk İstanbul_II,s:50)
 
20.
 
 (
Siste Söyleniş, s:23)
 
21.
 
( Yahya Kemal,Aziz İstanbul,s:127_157)
 
22.
 
(
Koca Mustapaşa)
 

23.
 
 (Eski Şirin Rüzgârıyla, S:117) 
24.
 
 (Tampınar, Yahya Kemal Şiirleri ve İstanbul, Aile,1950,s.12) 
 
ATASÖZLERİ VE GENEL ÖZELLİKLERİ 
 
Dilek Eren 
Süleyman Demirel Üniversitesi 
Türkoloji Bölümü 
Betül Dokan 
Süleyman Demirel Üniversitesi 
İki Yabancı Dil Bölümü 
   
 
 
 
 
 
Atalarımızın,  uzun  deneylere  dayanan  yargılarını  genel  kural,  bilgece  düşünce  ya  da  öğüt  olarak 
düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan kamuca benimsenmiş öz sözlere atalar sözü denir. 
Bizim,  geleneklerle  yerleşmiş  bir  atasözü  anlayışımız  vardır.Bu  anlayışa  göre  atasözleri,  ulusal 
varlıklardır.Allah  ve  peygamber  sözleri  gibi  ruha  işleyen  bir  etki  taşırlar.İnandırıcı  ve 
kutsaldırlar.Nitekim eski bir  atasözü şöyle der:”Atalar sözü Kur’ana girmez yanınca yelişür.”(Birlikkte 
koşup  gider  ;  ondan  geri  kalmaz).  Atasözleri,  geniş  halk  yığınlarının  yüzyıllar  boyunca  geçirdikleri 
denemelerden ve bunlara dayanan düşüncelerden doğmuşlardır.Ulusun ortak düşünce, kanış ve tutumunu 
belirtir,  bize  yol  gösterirler.Bir  atasözüyle  belgelendirilen  tutumun  doğruluğu  herkesçe  kabul 
edilir.Anlaşmazlıklarda bir atasözü en büyük yargıçtır. 
Türkçe dünyada en çok konuşulan yedi dilden biridir.Türkçenin tarihi günümüzden yedi bin yıl önce 
yaşayan Sümerlere kadar uzanır.Prof. Dr. Osman Nedim Tuna Sümerce metinlerde üç yüz on iki Türkçe 
Sözcük  Bulunmuştur.(1.1.)Bu  bize  Türkçenin  yedi  bin  yıl  önce  de  var  olduğunu  gösteren  önemli  bir 
kanıttır.Sümerlerin yazdığı tabletlere şu örnekleri verebiliriz: 
 Ölmeye mahkûmuz harcayalım; 
 Uzun yaşayacağız biriktirelim. 
 
Yoksul için ölmek yeğdir; 
Ekmeği varsa tuzu yoktur, 
Tuzu varsa ekmeği yoktur, 
Eti varsa kuzusu yoktur, 
Kuzusu varsa eti yoktur. 
 
Dostluk bir gün sürer, 
          Akrabalık hep devam eder. 
 
          Donanımca güçsüz devlet  
Kapıdaki düşmanı kovamaz. 
Sen gider düşmanın ülkesini ele geçirirsin; 
Düşman gelir senin ülkeni ele geçirir.(2.1.) 
Türkçenin ilk yazılı belgesi olan ve 735 yılında Bilge Kağan adına yazılan Orhun Yazıtları’nda da 
bazı Türk atasözlerine rastlıyoruz.(3.1.)Bu da bize Türkçenin ne kadar köklü ve gelişmiş bir dil olduğunu 
göstermektedir. 
Türk atasözleri konusundaki ilk ve en önemli kaynak Divan-ü Lügat-it Türk’tür.Bu eser 1074 yılında 
Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılmıştır.Kaşgarlı Mahmut eserinde 
Türkçe  ve  Türkler  hakkında  son  derece  önemli  bilgiler  vermiştir.Bu  yönüyle  eser  Türkçenin  en  önemli 
kültür hazinesidir. Kaşgarlı Mahmut’un kitabında şiirler, deyişler ve özellikle savlar geniş yer tutar.(2.2.) 
Ferit  Birtek,  Divan-ü  Lügat-it  Türk’teki  incelemiş  ve  kitap  hâlinde  yayınlamıştır.(4.1.)Bu  kitapta 
291  savulunmaktadır.Bu  savların  çoğu  Türkiye  Türkçesinde  ve  Türk  Lehçelerinde  hâlen 
yaşamaktadır.Bu atasözlerine şu örnekleri verebiliriz: 
Abçı neçe al (tep) bilse, agıy anca yol bilir. 

Avcı ne kadar hile bilse, ayı o kadar yol bilir. 
Agılda oglak togsa arıkta otı öner. 
Ağılda oğlak doğsa, dere boyunda otu biter. 
Ebek ebğe tegmez. 
Aceleci evine varamaz. 
Divan-ü  Lügat-it  Türk’ten  sonra  atasözlerinin  geçtiği  en  eski  kaynaklar  Kutadgu  Bilig,  Atabetül 
Hakayık ve Dede Korkut Öyküleridir.On beşinci yüzyıldan sonra Türk edebiyatında atasözlerini derleme 
ve  toplama  çabası  görülür.Mevlana  Şemseddin  1480’de  yazdığı  bir  tıp  kitabının  arkasına  698  Türk 
atasözü eklemiştir. ‘’Kitab-ı Atalar’’ adıyla geçen bu yazma kırk iki sayfadır.(5.1.)İçindeki atasözlerinin 
çoğu günümüze kadar gelmiştir. 
Divan-ı  Lügat-it  Türk  ve  Kitab-ı  Atalar’da  geçen  atasözleri  atasözlerimizi  dil  ve  anlam  açısından 
karşılaştırabilmemiz için son derece önemlidir. 
Atasözleri  konusunda  en  önemli  eserlerden  biri  de  Güvâhî’nin  yazdığı  Pend-nâme’dir.Güvâhî, 
Yavuz  Sultan  Selim’in  Mısır  Seferine  katılmıştır.Anadolu’da  bulduğu  bütün  öykü,  fıkra,  atasözleri  ve 
deyimleri  manzum  olarak  Pend-name  adlı  eserinde  toplamıştır.(7.1.)Bu  eserlerde  çeşitli  öykü  ve 
fıkraların  sonlarında  atasözleriyle  öyküler  verilmiştir.Bu  eser  Türk  edebiyatında  atasözleri  hazinesi 
olarak kabul edilmektedir.Bu eserden şu örnekleri verbiliriz: 
Yimez kimse nasibin kimsenin hiç.  (Kimse kimsenin kısmetini yemez.) 
  Biçiserdür çü ahir ekdügini.  (Kişi ektiğini biçer.) 
Muhakkakdur hod olmaz kul hatasız.  (Hatasız kul olmaz.) 
Atasözlerinin doğuşu ve kaynağını bölümlere ayırarak inceleyebiliriz. 
A)
 
Bilge ve bilge kişlerin söyledikleri güzel sözlerin topluma mâl olması. 
Atasözleri bir toplum içinde kendiliğinden oluşur.Bu oluşum sürecinde, şüpesiz ki bir atasözünün ilk 
taslağı tek kişi tarafından ortaya atılır.Ama zamanla bir çok kişiler onun üzerinde yontmalar, eklemeler, 
değiştirmeler yapmışlar; ona kamunun beğendiği bir biçim vermişlerdir.İşte ilk taslak, bu son biçimiyle 
atasözlerinin bütün niteliklerini kazanmış ve ilk taslağı oluşturan bilgenin adı unutularak bir kişinin malı 
olmaktan çıkıp toplumun malı olmuştur. 
  Nabi bu konuda şöyle der: 
Sözde darbü’l-mesel iradına söz yok amma 
Söz dur âleme senden kala bir darb-ı mesel 
(Nâbi bu beyitinde, şiirinde atasözü kullanmanın güzel ve hoş olduğunu, ancak asıl hünerin insanın 
kendisinden  sonraya  kalacak  ve  atasözü  niteliği  kazanacak  değerde  söz  söyleyebilmek  olduğunu  ifade 
etmiştir.) 
B)
 
Şiirden alınan bazı mısra ve beyitler 
Atasözlerinin çoğunda vezin ve uyak bulunması bu sözlerin şiirden alındığını akla getirmektedir.Bu 
sözler şiirlerden alınmamış şiirsel anlatımda da söylenmiş olabilir. 
C)
 
Tevrat, İncil, Kur’an gibi kutsal kitaplar ve dini metinlerden alınan sözler 
Tevrat günümüzden üç bin iki yüz yıl önce yazılmıştır.Tevrat, İncil ve  Kur’an’daki konuların çoğu 
aynıdır.Tevrat’ta  Süleyman’ın  meseleleri  adlı  bölüm  atasözleri  özelliği  taşır.Bu  bölümde  Hz.Süleyman 
tarafından söylenen özdeyişlerde zamanla atsözü haline gelmiştir.(2.3.) 
  Türkçe’de bulunan ‘’Karıncadan ibrat al, yazdan kışı hatırla.’’ Atasözünün kaynağı Tevrat’a kadar 
uzanır.Bu sözün kaynağı olan ve Tevrat’ta geçen mesel şöyledir(7.1.) 
Bazı din büyüklerinin peygamberlerin sözleri de bazen atasözleri gibi kullanılmaktadır.Bu sözlere şu 
örnekleri verebiliriz: 
  İki günü birbirine denk olan ziyandadır.(Hz.Muhammed) 
  Özür dileyeceğin her işten sakın.(Hz.Muhammed) 
  Güzel konuşmanın sırrı lüzumsuz sözleri terk etmektir.(Hz.Ebu Bekir) 
  Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.(Hz.Ali) 
  Fare huylulara, kedi bey olur.(Mevlâna) 
D)
 
Öykü ve fıkradan alınan atsözleri 
Bazı  atasözleri  öykü  ve  fıkralardan  kalan  ve  bize  ders  veren  özlü  sözlerdir.Bu  konuyla  ilgili  şu 
örneği verebiliriz: 

  Damdan Düşen Gelsin 
Hoca  evinin  çatısını  aktarırken  dengesini  kaybedip  yere  düşmüş.Tüm  ahali  etrafını  sarıp  ne 
yapabileceklerini tartışırken Hoca: 
-Bana damdan düşen birini getirin, demiş. 
Atasözleri    biçim  yönünden  diğer  yazı  türlerine  göre  oldukça  değişik  özellikler  gösterir.Öykü, 
roman,  şiir,  deneme  gibi  yazı  türleri  pek  çok  cümlenin  bir  araya  gelmesi  ve  anlam  yönünden 
bütünleşmesiyle  oluşur.Oysa  atasözleri  genellikle  en  çok  iki  cümleden  oluşur.Bütün  duygu  ve 
düşünceler,  atasözlerinde  genellikle  bir  tek  çümleye  sığdırılır.Bu  nedenle  atsözleri  kocaman  kitapları 
dolduran  duygu  ve  düşünce  birikimini  bir  tek  cümlede  özetler.Bu  cümleler  kişiden  kişiye 
değişmez.Halkın ortak malıdır ve halk tarafından aynı biçimde söylenir.Atasözleri halkın yalnızca duygu 
ve düşüncelerini değil, ortak dil ve zevklerini yansıtır. 
  Dikensiz gül olmaz. 
  Atasözünü ‘’Gül dikensiz olmaz’’ biçiminde sözcüklerin sırasını değiştirerek söyleyemeyiz. 
  Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür. 
  Atasözündeki bulunan sözcükleri değiştirerek kaz yerine ördek yada horoz diyemeyiz.Ancak bazı 
atasözleri tarihsel süreç içince değişikliğe uğramıştır.Bu atasözlerine şu örnekleri verebiliriz: 
  Ayağını yorganına göre köskıl.(Güvahî-XVI.yy) 
  Ayağını yorganına göre uzat 
  Verilmez oğlan uğlanmazca emcek.(Güvahî-XVI.yy) 
  Ağlamayan çocuğa meme vermezler. 
  Bu  atasözlerinde  geçen  köskıl,  emcek  yerine  günümüzde  uzat  ve  çocuk  memesi    sözcükleri 
kullanılmaktadır.Tarih boyunca, dilde ve kültürde oluşan bütün değişimler atasözlerine yansımıştır. 
  Aynı şekilde bir atsözünün değişik bölgelerde değişik biçimlerde kullanıldığı görülür: 
  Mum dibine ışık vermez. 
  (Çıra dibine ışık vermez.) 
  (Çura dibi karanlık olur.) 
  Her kuşun eti yenmez. 
  (Kuş var eti yenir, kuş var et yedirilir.) 
  Er ekmeği er kursağında kalmaz. 
(Er lokması er kursağında kalmaz.) 
Çoban armağanı çam sakızı. 
(Çam sakızı çoban armağanı.) 
Örneklerdeki  gibi  bazı  atsözlerinde  hem  sözcüklerin  sırası,  hem  de  sözcükler 
değişebilmektedir.(2.4.)Ancak  bu  değişiklik  kişiden  kişye  değil,  böldeden  bölgeye  göredir.Bu  da  bize 
atsözlerinin tarihsel süreç içinde ve farklı bölgelerde değişikliğe uğrayabildiğini göstermektedir. 
  Atasözleri  bir  toplumun  ve  bütün  insanlığın  yaşam  felsefesidir.İnsanlarda  bulunan  sevgi, 
kıskançlık,  bencillik,  dostluk,  düşmanlık  gibi  içgüdüler  evrenseldir.Bu  nedenle  bu  içgüdüleri  yansıtan 
atasözleri  de  evrenseldir.Dünyada  pek  çok  ulusun  kullandığı  atasözleri  karşılaştırıldığında,  bu 
atasözlerinin bir çoğunun aynı yada benzer olduğu görülmüştür.Atasözleri evrensel değerler yanında bir 
ulusa özgün kültürel değerleri de yansıtır. 
  Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. 
  Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur. 
  Vakit nakittir. 
Gibi atasözleri evrenseldir.Buna benzer atasözleri genellikle bütün dillerde ortaktır. 
  Osmanlının ayağı üzengide gerek. 
   Osmanlının ekmeği dizi üstündedir. 
  Osmanlı, tavşanları araba ile avlar. 
  Türk karır, kılıcı karımaz. 
  Türk’ün aklı aldadır. 
Gibi atasözleri de ulusaldır.Buna benzer atasözleri de bir ulusun kültürünü yansıtır. 
  Atasözlerinin  konuları,  çoğu  zaman  kullanıldıkları  bölgeye  ve  ülkeye  göre  değişiklikler 
gösterir.(2.5.)Her  ulusun  atasözleri,  kendi  varlığının  ve  benliğinin  aynasıdır.Atasözlerinde  bir  ulusun 

düşünceleri,  yaşayışları,  inanışları,  gelenekleri  görülür.Atasözleri  ulusların  zekalarındaki  keskinliği, 
hayallerindeki  genişliği,  duygularındaki  inceliği  belirten  en  değerli  örneklerdir.Bu  sözler,  derin 
felsefeden başka güzel buluşlarla, parlak nüktelerle, ince alaylarla, sert taşlamalarla doludur.Böylece her 
atasözü,  kendi  ulusunun  damgasını  taşır.(8.1.)Türk  toplumunda  tarih  boyunca    askerlik  ve  çiftçilik 
önemli  olduğu  için  at,  it,  kurt,  koyun,  silah  ve  yiğitlik  konusunda  Türkçede  pek  çok  atasözüne 
rastlanır.Buna  karşın  Alman  atasözlerinde  daha  çok  ayı,  kartal  gibi  konularda  o  yöreye  ait 
atasözleridir.Bu  nedenle  atasözlerinde  evrensel  ve  toplumsal  düzeni  ile  bu  düzendeki  iyi,  kötü  bütün 
özellikleri görürüz.(2.6.) 
  Atasözleri  bir  toplumu  yansıtan  aynaya  benzer.Toplumla  ilgili  olan  her  şeyi;  devlet  idaresi, 
gelenekler,  görenekler,  meslekler,  aile  ve  akrabalık  ilişkileri  halkın  tüm  yaşam  biçimi  atasözlerine 
yansır.Bu nedenle atasözleri toplumun psikolojisini ve bir ülkenin sosyolojik yapısını incelemek için son 
derece  önemli  bir  kaynaktır.Öncelikle  Türk  atasözleri  kendi  toplum  yapımızı  inceleyebilmemiz  için 
büyük  bir  hazinedir.Çünkü  elimizde  on  bin  yıl  öncesine  ait  Türk  atasözleri  vardır.Bu  atasözleri  birkaç 
kişinin değil tüm tolumun ortak görüş, düşünüş ve inanç biçimini yansıtır.Ne yazık ki Türk atasözleri bu 
bakımdan  yeterinde  incelenmemiştir.Bazı  değerli  araştırmacılarımız  atasözlerini  konularına  göre 
sınıflamış, ancak sosyolojik ve psikolojik açıdan yeterli araştırmalar yapılmamıştır. 
  Bu  konuda  İhsan  Kurt  tarafından  ’’Türk  Atasözlerinde  Psikolojik  Bir  Yaklaşım’’  adlı  çalıma 
yapılmıştır.Ancak bu çalışma küçük bir deneme olmaktan öteye gitmemiştir.Yapılması gereken şey, bin 
yıllık atasözlerini bir arada değerlendirerek sosyolojik ve psikolojik yönden incelemektir. 
  Türk  atasözleri  birkaç  yazar  tarafında  konularına  göre  sınıflandırılmıştır.Biz  burada  önemli 
gördüğümüz bazı konularda kısa örnekler vermekle yetineceğiz. 
  AİLE 
  Türkler,  en  az  iki  bin  yıldan  beri  tarih  sahnesinde  en  büyük  rolleri  oynayan  büyük  bir  devlet 
olmuştur.Bunun en önemli sebebi Türklerin aileye verdiği önem; anne babaya, kadına, çocuğa gösterdiği 
sevgi  ve  saygıdır.Çünkü,  aile  sosyolojik  açıdan  toplumun  çekirdeğidir.Bu  çekirdek  sağlıklı  olmazsa 
toplum  da  sağlıklı  olmaz.Özellikle  kadına  gösterilen  saygı  aile  yapısının  sağlam  olmasına  sebep 
olmuştur.Örnekler: 
  Erken evlenen yanılmamış. 
Kızın kimi severse güveyin odur, oğlun kimi severse gelinin odur. 
Evi ev eden avrat (kadın), yurdu şen eden devlet. 
Kadın erkeğin eşi, evin güneşidir. 
Kadının düzdüğü evi Tanrı yıkmaz, kadının bozduğu evi Tanrı yapmaz. 
Anadan doğmayan kardeş sayılmaz. 
Baba nasihatı tumayan pişman olur. 
Çocuk evin meyvesidir. 
Soydur çeker, huydur geçer. 
Oğlan babaya kız anaya çeker. 
KONUKSEVERLİK 
Türkler konukseverliğe büyük önem verirler.Bu da Türklerin toplum içindeki dayanışmaya ne kadar 
çok önem verdiklerinin kanıtıdır. 
Misafir kısmetiyle gelir. 
Konuğa hürmet eyle, eğer kafir de olsa. 
Köylü ‘’Misafir kabul etmeyiz.’’demez. ’’Koncak konak yoktur.’’der. 
 
YİĞİTLİK 
Türkler  yiğitliğe  mertliğe  önem  veren  bir  millettir.Tarih  boyunca  büyük  devletler,  imparatorluk 
kurmuş; yiğitleri el üstünde tutmuştur. 
Aman diyene kılıç kalkmaz. 
Borcu veren, düşmanı vuran yener. 
At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. 
Kahpe dostla sürünmekten, mert düşmana sürünmek yeğdir. 
Öl, ikrar etme; öl, ikrarından dönme. 

KOMŞULUK 
Türklerde  sosyal  dayanışma  her  zaman  ön  planda  olduğu  için  komşuluğa  da  büyük  önem 
verilmiştir.Öyleki komşular, çoğu zaman akrabadan, kardeşten daha yakın görülmüştür. 
Ev alma, komşu al. 
Komşu hakkı, Tanrı hakkı. 
Komşu komşunun külüne muhtaç. 
Aç kurt bile komşusunu dalamaz. 
Komşu komşusuz olsa herbiri bir dağa düşer. 
ARKADAŞLIK-DOSTLUK 
Sosyal dayanışmanın en önemli bir ögelerinden biri de dostluk ve arkadaşlıktır.Türklerde dostluk ve 
arkadaşlığın büyük bir önemi olmuştur. 
Alışveriş miskalle, dostluk kantarla. 
Eski dost, düşman olmaz. 
Dost yoluna post ol. 
Dost başa bakar, düşman ayağa. 
Dost kara günde belli olur. 
Para ile dost bulunmaz. 
ONUR-ŞEREF 
Türkler  için  onur  çok  önemlidir.Namus  ve  şeref  bazen  yaşam  sebebi  olarak  görülmektedir.Bu 
konudaki atasözlerine şu örnekler verilebilir. 
Kişi kendi izzetini kendi arttırır. 
Namuzsuz yaşamaktansa namuslu ölmek yeğdir. 
İnsanın izzeti de elindedir, zilleti de. 
İnsan olduğu yeri şereflendirir. 
Dünyada her şey bulunur ama namus bulunmaz. 
ALİM-İLİM 
Türkler  bilgiye  ve  bilgine  önem  vermişlerdir.Türk  tarihinde  bilginler  her  zaman  baş  tacı  edilmiş; 
padişahlardan, hanlardan daha yüce ve saygı değer görülmüşlerdir.Bu konudaki atasözlerine şu örnekler 
verilebilir: 
İlim ahrete beraber gider. 
Kişi bilmediğini ayağının aylına alsa başı göğe değer. 
Kalemin yaptığını kılıç yapamaz. 
Cahilin ibadetinden alimin uykusu hayırlıdır. 
Alimi cahile sözü acıdır, kıyamette baş tacıdır. 
 
Görülüyor  ki  Türk  atasözlerinin  kökü  çok  eskilere  uzanmaktadır.Bu  sözler  yüzlerce  yıl  boyunca 
halka rehberlik etmiş ve doğru yolu göstererek yol haritası görevini üstlenmiştir.Bu nedenle atasözlerini 
anlamak; atalarımızı ve geçmişimizi anlamak demektir.Atalarını ve geçmişini anlayan kişiler, denenmiş 
bilgilerden yararlanarak geleceğe deha sağlam adımlar atarlar.(2.7.) 
 
KAYNAKÇA 
1)Prof.  Dr.  Osman  Nedim  Tuna,  Sümer  ve  Türk  Dillerinin  Tarihi  İlgisi  Ve  Türk  Dilinin  Yaşı 
Meselesi, TDK, Ankara 1944.  
2)Hengirmen,  Mehmet,  Atasözleri  Ve  Değimler  Sözlüğü  1.Atasözleri  Sözlüğü,  Engin  Yayınları, 
Ankara 2007. 
3)Ergin, Muharrem, Orhun Abideleri, MEB, İstanbul 1970. 
4)Birtek, Ferit, En Eski Türk Savları, TDK, Ankara 1944. 
5)Acaroğlu, Türker, Türk Atasözleri, Referans Yayınevi, Ankara 2005. 
6)Hengirmen, Mehmet, Güvahi, Pend-Name, Kültür Bakanlığı, Ankara 1990. 
7)Kitab-ı Mukaddes, Sül, 6:611. 
8)Aksoy,  Ömer  Asım,  Atasözleri  Ve  Değimler  Sözlüğü  1.Atasözleri  Sözlüğü,  Türk  Dil  Kurumu 
Yayınları 325, Ankara 21.7.1971. 

 
                                                                                                                                      Said Аrbatlı 
                                                                                                              Süleyman Demirel  Üniversitesi 
                                                                                                                                   Türkoloji Bölümü                                                         
 
  Sümeyye Burhanoğlu   
                                                                                                            Süleyman Demirel Üniversitesi                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           
 
      İki Yabancı Dil Bölümü  
 
GÜN OLUR ASRA BEDEL 
ÖZET 
Gün  Olur  Asra  Bedel,  Cengiz  Aytmatov  'un  bir  romanıdır.  Roman,  geleneklerine  bağlı  ve 
geleneklerini  korumaya  çalışan  insanları  anlatır.  Mankurtlaşma  ile  geleneklerini  koruma  arasındaki 
insanların  hikayesidir.Roman,  esas  olarak  Sovyetler  Birliği  döneminde  yaşanan  sosyal  ve  kültürel 
sorunların  bir  öz  eleştirisidir.  Yedigey  adındaki  başkarakterin    24  saatlik  bir  zaman  diliminde  geçmişe 
dair hatırladığı olaylar ve hatıraları asra bedel bir gün gibi gelmiştir.Kitap ismini buradan almıştır.Kitapta 
bir rejimin baskısı altında yaşan ve kültürel değerlerini kaybetmeye yüz tutmuş bir köyde geleneklerine 
bağlı insanların yaşam mücadeleleri anlatılır.  
Anahtar kelimeler : Mankurt , gelenek , tren istasyonu , asırlık bir gün, bozkır, yaşam mücadelesi. 
 
GİRİŞ 
Aytmatov  eserlerinde  genellikle  gelenekten  yararlanıyor.Kendi  memleketinin  yani  Kırgızistan  ın 
,Kırgızların  folklorunu  kullanıyor  eserlerinde.Bu  roman  tüm  dünyayı  etkiledi  ve  oldukçada  başarılı 
oldu.Kitap bir çok dile çevrildi.Halk bu romanı sevdi çünkü romanda kendinden bir şeyler buldu.Sovyet 
birliğinin bu coğrafya üzerindeki baskısı,sömürüsü adeta bu romanda yansıtılmıştır.Cengiz Aytmatov un 
Türkçeye  kazandırmış  olduğu  mankurtlaşma(ulusal  kimlikten  uzaklaşma)  kavramı  üzerinde  de  yer  yer 
duruluyor. 
ESAS BÖLÜM: 
Roman  kahramanı  Yedigey  Cangeldin,  cepheden  döndükten  sonra,Kazak  bozkırlarında  küçük  bir 
aktarma istasyonunda çalışmaya başlar.Yedigey'in çok eski ve yakın arkadaşı olan Kazangap ölür.Onun 
için  bir  cenaze  töreni  düzenlerler.Kazangap'ın  şehirde  oturan  oğlu  ve  kızını  da  çağırırlar.Kazangap'ın 
cenazesini  mezarına  götürürken,Yedigey  kendisinin  ve  milletinin  geçmişini,acı-tatlı,düşündürücü  
yanlarıyla  bir  bir  gözlerinin  önünden  geçirir.O  gün  'Asra  bedel  bir  gün'  olur  onun  için.  Kazangap  ‘ın 
cenazesini  Ata  Beyit    adındaki  Naymanlar'ın  kutsal  mezarlığına  götürdükleri  zaman  ,orada  bir  uzay 
üssünün  kurulmuş  olduğunu  görürler    ve  cenazenin  gömülmesine  izin  verilmez.  Öte  yandan,Rus-
Amerikan ortak araştırması sonunda kozmonotlar,uygarlık düzeyi Dünyanınkinden çok daha yüksek bir 
gezegen  keşfeder.Bu  gezegende  yaşayanlar  dünyalılarla  ilişki  kurmak  isterler.Fakat  daha  yüksek  bir 
uygarlığı ,daha iyi bir yönetimi kendileri için zararlı gören dünyalı yöneticiler bu isteği reddederler. 
KONU: II.Dünya Savaşından sonra Kazak bozkırlarında bir tren istasyonunda yaşamaya başlayan 
Yedigey’in burada tanık olduğu olaylar.  
ANA FİKİR :Yazar insanları mankurt olmaktan kurtaralım mesajını vermektedir. Mankurt: Ulusal 
kimlikten uzaklaşan, içinde bulunduğu topluma yabancılaşan. 
ROMANDA ZAMAN:   Romanda anlatılan bir günün hikayesidir.Yedigey-Kazangap ve Kazakistan 
Sarı-Özek bozkırlarının hikayesi 24 saatlik bir süre içinde yüzyılın hikayesine dönüşür. 
ROMANDA MEKAN: Orta Asya da Kazakistan Sarı Özek bozkırlarında Boranlı adındaki 
istasyonun çevresinde gelişiyor olaylar. 
KİŞİLER:  
ASIL KARAKTERLER 
YEDİGEY:Romanın baş kahramanıdır.Savaşmış geleneklerine bağlı önder bir kişiliği 
vardır.UKUBALA:Yedigey’in eşidir.Kocasını seven yardımsever bir kadındır. KAZANGAP:Yedigey’in 
çok eski bir arkadaşıdır.Köye yerleşmesinde ve işi bulmasında büyük katkısı vardır. 
YARDIMCI KARAKTERLER 

ABU TALİP KUTTUBAYEV: Coğrafya öğretmenidir.Kendi kültürel değerlerinin farkında olan bir 
kişidir.ZARİFE:Abu Talip’in karısıdır ve sınıf öğretmenidir.SABİTCAN: Kazangap’ın oğludur. Küçük 
yaşlardan itibaren Sovyet yatılı okullarında okumuş, değerlere inanmayan, menfaatperest, acımasız, 
“mankurt” bir kişidir. Kendisini devletin üst düzey yöneticilerinden biri gibi gösteren, hayırsız bir 
evlattır. 
AYZADE: Kazangap’ın kızıdır. Sarhoş kocasından sürekli dayak yer. 
ROMANDAKİ KİŞİLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ 
Aytmatov’un eserlerinde birinci kuşak ve ikinci kuşak arasında değer farkları görülür. Birinci kuşak 
çalışmayı, alın terinin değerini ve atalarından öğrendiklerini milletine ait inançları  yaşatmaya çalışıyor. 
İkinci  kuşak  ise  Kazangap  ‘ın  oğlu  Sabitcan’da  örnek  olarak  karşımıza  çıkıyor  .  Sabitcan    Sovyet 
eğitimin bir mankurt olarak karşısına çıkmasını önleyememiştir.  Bu kuşağın özellikleri rahat bir yaşam 
peşinde  koşan  varlık  sebebini  kültürel  varoluş  olarak  değil  ,  fiziki  varoluş  olarak  görür.Hayatta  kalma 
kaydıyla efendilerinin emrindedir. Jolaman’ın şuurunu kaybettirilerek işkence yoluyla köleleştirilmesi ve  
Sabitcanın’da  okullarda  eğitim  yoluyla  kendi  milletinin  değerlerine  yabancılaştırılan  çağdaş  bir 
“mankurt” olduğu  görülür..Yedigey milli  ve dini hayata bağlıdır. Arkadaşı  Kazangap vefat  eder.  Onun 
gözünde sıradan bir cenaze değildir. Kazangap  Sarı-Özek bozkırlarının ilk  sakinlerindendir. Boranlı’da 
zorlu  hayat  koşullarında  yaşam  mücadelesi  veren  bir  kişidir.İkinci  kuşaktan  Abu  Talip  Kutlubayev  bir 
coğrafya  öğretmenidir.  1951  yılını  sonlarında  soğuk  bir  kış  günü  Boranlı’ya  gelmiştir.Eşi  Zarife  sınıf 
öğretmenidir.Abu Talip Kutlubayev kendi kültürel değerlerinin  farkında olan , her türlü hayat şartlarında 
kültürel değerlerini  gelecek kuşaklara aktarmakla kendini sorumlu tutan geleneklerine bağlı bir kişinin 
temsilcisidir.  Abu  Talip  Boranlı’nın  bütün  imkansızlıklarına  rağmen  hem  kendi  çocuklarına  hemde 
Yedigey’in çocuklarına ders vererek Türk tarihinin coğrafyasını anlatıyor , başından geçenleri yazıyordu. 
Böylelikle  aydın  sorumluluğunu  yerine  getirecekti.1952  yıının  son  günü  Abu  Talip  vermiş  olduğu 
şenlikte halk dansları eşliğinde halk türküleri söylediği Nayman Ana ve Dönenbay gibi efsaneler anlattığı 
için    Boranlı  halkı  Abu  Talip  hakkında  sorgulanmıştı.  Abu  Talip  sorgulanma  sonunda  bilinmeyen  bir 
yere  götürülmüştü.  Gelen  bir  mektupta  Abu  Talip’in  öldüğü  duyulur.Yedigey  Zarife  ve  çocuklarının 
peşinde  pervane  olmuştur.Yedigey  içten  içe  Zarife’ye  karşı  bir  takım  kıpırtıların  olduğunu  hisseder  , 
kendini suçlamaya başlar. Yedigey Zarife’ye olan aşkını göstermek için Roymalı Ağa ve Begümay aşkını 
gündeme  getirir.  1956  baharının  sonlarına  doğru  bütün  duraklarda  ve  istasyonlarda  çalışan  demiryolu 
işçilerine  bir  çağrı  yapılarak  Kumbel  istasyonuna  toplanmaları  istenmiştir.  Bu  bir  konferans  ve 
bilgilendirme  çağrısıydı.  Eskiden  bir  takım  yanlışlıklar  yapıldığını  ,  haksızlığa  uğrayanların  resmi 
müracat dahilinde durumun araştıracağı ve haksızlık yapılmışsa mağduriyetin giderileceği söyleniyordu. 
Yedigey’e  ölüm  haberi  gelen  Abu  Talip’in  çocuklarının  mağduriyetinin  giderilmesi  için  soruşturmanın 
resmi  sonuçlarının  öğrenilmesi  gerekiyordu.  Yedigey  Kutlubayev’in  durumunun  nasıl  öğrenileceğini 
Kumbel  istasyonu  şefine  sorar.  Soruşturma  belgelerinin  Almaatı  da  arşivlendiğini  oradan 
öğrenebileceğini  söylerler.  Yedigey  Aral’ın  ve  aladağlar’ın  güzelliklerinin  seyrede  seyrede  gider. 
Soruşturma  sonucunda  Kutlubayev  suçsuzdur.  Bu  sonucu  aldıktan  sonra  tekrar  Boranlı’ya  döner.  Üç 
hafta  sonra  Kutlubayev’in  suçsuzluğunu  belgeleyen  resmi  belge  Boranlı’ya  ulaşır.  Bahar  dolayısıyla 
Yedige  e  Kazangap  ın  küçükken  hediye  etmiş  olduğu  deve  Karanar  Boranlı’dan  kaçmıştır.  Yaptıkları 
efsaneye dönüşmüştür.Olaylar bu şekilde devam eder. 
SONUÇ 
Kitaba  kısaca  mankurtlaşma  ile  geleneklerini  koruma  arasındaki  insanların  hikayesi  de  denebilir. 
Kazakistan 'ın Sarı Özek adındaki bozkırında basit ve tekdüze bir yaşamın; demiryolcu Yedigey'in, İkinci 
Dünya  Savaşı'ndan  beri  en  yakın  dostu  Kazangap'ı,  vasiyeti  üzerine,  Kazak    efsanelerinin  birinde  adı 
geçen  Nayman  Ana  türbesinin  yer  aldığı  Ana  Beyit  bölgesine  atalarından  miras  kaldığına  inandığı  ve 
kutsal bildiği Sarı Özek bölgesinde bir mezarlığa gömmek isterler. Bu süreçte yaşadıklarının öyküsüdür. 
Kazgangap, sağlığında. Her şey, bir devenin sırtında Ana Beyit mezarlığına yol alan cenaze konvoyunun 
en önünde giden Yedigey'in bilincinde oluşur ve gelişir.Roman okunmaya başlanılınca Rus ve Amerikan 
işbirliğiyle kozmonotların  uzaya  gönderilip  orada birtakım  sinyaller   alarak ,bu kozmonotların  Orman 
Göğsü adında uygarlık düzeyi dünyadan daha gelişmiş olan mavi saçlı insana benzer varlıkların yaşadığı 
bir gezegen keşfetmişlerdir.Orman Göğsü gezegeni Dünyalılarla iletişime geçmek istemiştir.Ama bu olay 
gerçekleşmez.Bu olanlar romanı bilim kurgu gibi göstermiştir.Ama roman bilim kurgu değildir. 

 
KAYNAKÇA 
1.)
 
Cengiz Aytmayov , Gün Olur Asra Bedel, İstanbul 2006 
2.)
 
http://www.frmtr.com/kitap-ozetleri/2469427-gun-olur-asra-bedel-kitap-incelemesi-
odevi.html
 
3.)
 
http://www.makaleler.com/aile-makaleleri/gun-olur-asra-bedel.htm
 
4.)
 
http://www.edebiyatfakultesi.com/gun_olur_asra_bedel
 
 
Ғасырдан да ұзақ күн Шыңғыз Айтматовтың романы.Бул роман әдет  ғұрыптар туралы және 
сол әдет ғұрыптарды сактайтын адамдар жайында.Салт дәстүрлерін сақтайтын және мәнгүрттеніп 
кеткен адашдар жайлы.Бұл роман Кеңес адағы кезіндегі саяси және ұлм мәселелер муралы.Едігей 
деден  жігіттің    24  сағат  бойы  басынан  өткен  оқиғаларының    бір  ғасырдан  да  узақ  болып 
көрінгені.Кітаптың  аты  осылай  аталады.Кітапта  жаншып,  езілдең  өз  улттық  құндылықтапын 
умыткан, мәнгүрт болып кеткен халық өмірі туралы айтылыды. 
 
ӘОЖ 809.434.2-318+809.318  
 
ТҮРІК ТІЛІНДЕГІ КЕЙБІР ЖЕРГІЛІКТІ ЖӘНЕ КӨНЕРГЕН СӨЗДЕР ТУРАЛЫ 
 
Султанбеков Кутлукжон – 2 курс студенті,  
Байниязов Аябек – жетекші 
Ахмет Ясауи атындағы Халықаралық қазақ-түрік университеті 
Түркістан, Қазақстан  
 
Түйін:     Мақаламызға түрік тілінің нормативті түсіндірме сөздігіндегі кейбір жергілікті және 
көнерген  сөздер  арқау  болып  отыр.  Осы  сөздер  қазіргі  таңда  қазіргі  қазақ  әдеби  тілінің  сөздік 
құрамында белсенді лексиканың құрамын толықтырып тұрған сөз бірліктері болып табылады.  
Уақыт  өте  келе  жергілікті  я  көнерген  сөздердің  жалпы  халықтық  сипатқа    ие  болуы  ғажап 
емес. Олар қолданыстағы белсенді лексиканың тілдік синонимдік парадигмасын байытып, қайта 
жаңғыруы  мүмкін.  Бұл  сөздердің  ерекшелігі  олардың  түрік  халықтарына  түсінікті  болу 
басымдылығымен қатар ортақ тілдік-мәдени құндылықтардың қазынасын құрауында.  
Кілт сөздер: жергілікті сөздер, көнерген сөздер, әдеби тіл, түрік тілі, қазақ тілі.  
 
Резюме:  При  исследовании  некоторых  диалектных  и  устаревших  слов  Толкового 
нормативного словаря турецкого языка  делается вывод о том, что многие из них встречаются в 
активной  лексике  казахского  литературного  языка.  Данные  слова  до  сих  пор  сохранили  свои 
лексические  особенности  и  свойства  в  простонародной  лексике  турецкого  языке.  Вполне 
вероятно,  что  устаревшие  и  диалектные  слова  вновь    возродятся  в  языке,  что  приведет  к 
расширению  синонимической  парадигмы  активной  лексики  турецкого  языка.  Ценностью  статьи 
является выявление общих языковых и культурных ценностей тюркских народов, которые можно 
увидеть даже при изучении небольшого количества слов. 
       Главной  особенностью      устаревших  и  диалектных  слов  является  их  понятность  и 
общность для многих народов тюркского мира. 
Ключевые слова:  диалекты, устаревшие слова, литературный язык, турецкий язык, казахский 
язык. 
 
Summary:  At  research  of  some  dialectal  and  out-of-date  words  of  the  Explanatory  normative 
dictionary  of  Turkish    drawn  conclusion  that  many  of  them  meet  in  the  active  vocabulary  of  literary 
Kazakh.  Given  one's  words  until  now  saved  the  lexical  features  and  properties  in  a  простонародной 
vocabulary Turkish language. Fully probably, that out-of-date and dialectal words again  will regenerate 
in a language, that will result in expansion of synonymous paradigm of active vocabulary of Turkish. The 

value  of  the  article  is  an  exposure  of  general  language  and  cultural  values  of  turkic  people  that  can  be 
seen even at the study of small amount of words. 
The main feature    of out-of-date  and dialectal words are their clearness  and community for many 
people of the turkic world. 
Key Words: dialects, out-of-date words, literary language, Turkish, Kazakh. 
 
Жергілікті халық тіліндегі диалектілік ерекшеліктерді зерттеу тіл тарихы үшін әрі теориялық, 
әрі практикалық тұрғыдан маңызды.  Диалектикалық ерекшеліктер кейде халықтың сөйлеу тілінде 
сақталған кейбір құнды мәліметтерді бойында сақтауы мүмкін. Халықтардың басқа көршілерімен 
тілдік  байланысын,  мәдени-этникалық  қатынасын,  көрінісін  айқындауда  ауызекі    деректердің 
жинақталып  зерделенуінің    ғылымға  берері  мол.  Мәселен,  оңтүстік  қазақтарының  тілінде  өзбек 
тілінің  әсері  бар  екендігі  айтылып  қалады.  Бұл  қанаттас,  көршілес  отырған  халықтарға  тән 
құбылыс.   
      
Қазіргі  түрік  тілінің  өткені  басқа  түркі  тілдерінің  өткенімен  салыстырғанда  өзгеше. 
Өйткені Осман мемлекеті тұсында «Осман түрікшесі» деп аталған тілдің қарапайым халық тілінен 
алшақтығы  соншалық,  жазба  тіліне  түскен  шығармалардағы  араб  және  парсы  кірме  сөздерінің 
көптігінен  көпшілік оқи алмайтын, түсіне алмайтын жағдайға келген.  
     Көпшілікке  мәлім,    осы  мәселеге  орай  Сұлтандар  билігі  (Beylikler  dönemi)  кезеңінде 
Қараманлыоглы  Мехмет  Бей  1277  жылдың  15  мамырда  халықтың  түрікше  сөйлесуі  туралы 
бұйрық  шығарған  [1.16].            Нәтижесі  шамалы.  Араб-парсы  тілдерінен  кірген  сөздер  тұрмысты 
ғана билемей, ақсүйекпін деген сарай маңында жүргендердің санасын да билеп алған болатын. 
Түрік  халқының  кемеңгер  ұлы  Ататүріктің  Республика  кезеңінде  осындай  мүшкіл  күйге 
түскен тілді жандандыру мақсатында жоспарлы түрде жүзеге асырған тіл саясаты өзінің жемісін 
берді  деуге  болады.  Түрік  халқының  жоғары  сана,  түсінігі  мен  ұлттық  рухы  арқасында  бүгінгі 
таңда  түрік  тілі  Түркия  Республикасының  мемлекеттік  тілі  ретінде  ғылым-білім,  өнер,  өндіріс 
және тұрмыстың барлық саласында толыққанды қолданысқа ие болып отыр. Профессор Ю.Щека 
өзінің  бір  сұхбатында  түрік  тілінің  мемлекеттік  тіл  қызметіне  толыққанды  көтерілуіне 
таңданысын жасыра алмайды. Ол мұның себебін бұрын хатқа түспеген халық сөйлеу тілін жинау 
жалпыхалықтық сипатқа ие болып қайта жандануы мен Ататүріктің басшылығымен жүзеге асқан 
білімге және сана-сезімге сүйенген тіл реформасының жемісі екенін айтады [2.77]. 
       Тілді  кірме  сөздерден  арылтудың  бірден-бір  жолы  халықтың  бай  тілдік  қазынасынан 
пайдалану, сөздік құрамды төл сөздермен байыту және  оны жинап жүйелеу.  Түркияда ауызекі 
сөйлеу  тілінде  сақталып,  әдеби  тілде  кездесе  бермейтін  сөздерді  және  жергілікті  халық  тілінде 
кездесетін диалектілік ерекшеліктерді зерттеу жұмысы Ататүріктің бастамасымен 1932 жылы 12 
шілдеде    құрылған  «Түрік  тілі  қоғамының»  алғашқы  отырысында  бірінші  кезекте  күнтәртібіне 
қойылды.  Бұл  жұмысқа  ресми  орындардың  да  қатысуы  керектігі  айтылып  заңдастырылды.  Ол 
үшін бір үлгіде арнайы дайындалған карточкалар жинаушылардың қолына берілді. 
      Бірінші  кезең,  1932-1934  жылдар  аралығында  жүрді.  153  мыңға  жуық  сөз  жиналыпты. 
Осының  нәтижесінде  Түркияда  халық  арасынан  жиналған  сөздердің  журналы  жүйелі  түрде 
жарияланып,  1939-1952 жылдар аралығында  Түрік тіл қоғамы басшылығымен ауыз әдебиеті мен 
сөйлеу  тілінің  ерекшеліктерін  көрсететін  алты    томдық  жинақ  дүниеге  келген.  Тілші-ғалым 
З.Коркмаз алғаш халық ішінен сөз жинап-теру мәселесін көтерген ғалымдардың бірі Бесім Аталай 
екенін жазады [3.77].  Жариялануына да басшылық еткен Б.Аталай. Еңбектің жариялану жылдары 
төмендегідей:  
Söz Derleme Dergisi І (A-D), İstanbul 1939., ІI (E-K), İstanbul 1941., IIІ (L-Z), İstanbul 1942., IV 
(Ulama), İstanbul 1949., V (Folklor Sözleri), İstanbul 1952., VІ (İndeks), İstanbul 1952 [4.85]. 
Еңбектердің шығу кезеңдерімен беруіміздің себебі, кей әдебиеттерде 3 томдық деп көрсетіліп 
жатады.  Өйткені  соңғы  үш  томының  қосымша,  мәтіндер  мен  индекстен  тұртындығынан  болуы 
керек.  Кей  жерде  6  томдық  еңбек  деп  көрсетіледі.    Оқулықтарды  бұл  сөздіктердің  сөздердің 
дыбыстық  құрамы  мен  мағыналық  жағын  толық  ашып  бере  алмағанын,  осы  себептерге 
байланысты Осы жерде ТТҚ-ның (Түрік тілі қоғамы) халық арасынан сөздерді қайтадан жүйелеу, 
жинақтау  жұмысына  кірісіп,  450  мың  карточка  жиналғанын  жазады  [4.85-86].  Байқап 

отырғанымыздай  алғаш  жиналған  кеспелерден  үш  есе  көп  материал.    Жарияланған  жылдары 
төмендегідей: 
Söz Derleme Dergisi І (A), Ankara 1963.,  ІI (B), Ankara 1965.,   IIІ (C-Ç), Ankara 1965., IV (D), 
Ankara 1969.,  V (E-F), Ankara 1972., VІ (G), Ankara 1972., VІI (H-İ), Ankara 1972., VІII (K), Ankara 
1975., ІX (L-R), Ankara 1977., X (S-T), Ankara 1978., XІ (U-Z), Ankara 1979, 1982 [4.86].  
 Түрікшеде диалектологиялық сөздікке «Дерлеме сөздігі» дейді. «Дерлеме» сөзі - теру, жинау, 
топтастыру  мағынасында  жұмсалады.  1993  жылы  Анкара  университеті  тарапынан  «Дерлеме 
сөздігі» қайта басылды (Derleme Sözlüğü.TDK , Ankara Üniversitesi Basımevi, 1993. - 4402.).   
Біздің  түрік  тіліндегі    жергілікті  тіл  ерекшеліктеріне  мән  беруіміздің  себебі,  қазақ  тілі 
диалектологиясының  оңтүстік  говорларын  зерттеген  ғалым    О.Нақысбеков    «Қазақ  халқының 
басқа түркі тілдес халықтар арасындағы болған  этникалық байланысын  ашу үшін де тіл білімінің 
диалектология  саласының  едәуір  үлесі  бар.  Өйткені  қазақтың  құрамына  кірген  бірқатар  ру, 
тайпалардың  басқа  түркі  тілдес  елдердің  ішінде  де  кездесуі,  сондай-ақ  тіліміздегі  кейбір 
диалектілік  құбылыстардың  қазақ  тілінің  басқа  говорларында  ұшырамай,  көрші,  туыстас 
тілдердің материалдарымен ұқсас болып келуі тегін емес. Міне, осындай туыс тілдер арасындағы 
қарым-қатынасты    шешуде  диалектілік  ерекшеліктерді  зерттеудің  берер  пайдасы  мол»  деген 
болатын. [5.3-4]. 
Түрік  тілінің  2  томдық  түсіндірме  сөздігінің  сөздік  құрамына  Түркияның  кейбір 
аймақтарында ғана қолданыста жүрген диалектілер де  hlk. (halk ağzında)  шартты белгісінен кейін 
берілген  [6].  Аталған  еңбекті  негізге  ала  отырып  дайындалған    «Түрікше-қазақша  сөздікке»  де 
түркі тілдеріне ортақ диалект және көнерген сөздер алынғанын көреміз [7].  
  Түрік  тілінің  нормативті  түсіндірме  сөздігінде  кейбір  жергілікті  және  көнерген  сөздердің 
қазіргі  қазақ  әдеби  тілінің  сөздік  құрамында  белсенді  лексиканың  құрамын  толықтырып  тұрған 
сөз  бірліктері  екенін  және  жергілікті  және  көнерген  сөздердің  түрік  тілінде  әдеби  нұсқасы  бола 
тұра,  өзінің  тұлғалық  және  мағыналық  қасиеттерін  әлі  күнге  халық  тілінде  сақтап    келе 
жатқандығын көреміз.  
Аталған  сөздікте  жергілікті  сөз  ретінде  жұмсалатын  сөздерді  әліпби  кезегіне  қарай  беретін 
болсақ:   
-A-     altıatar (алтатар),  ağnamak (аунау), aylanmak (айналу)  
-B-    bala (бала), belen (белең, төбе),  boydak (бойдақ), büğelek (бүгелек), büğet (бөгет), bıldır 
(былтыр), bulak (бұлақ), bavlımak (баулу) 
-Ç-    çayan (шаян), çapmak (атпен шабу), çiğit (шит), çimçek (шымшық), çit (шыт мата), çömçe  
(шөміш) 
-D-    dal (талтүс), damızlık (тамыздық, ащытқы), daz (таз бас), deprenmek (тебірену, шайқалу), 
dermek (теру),  döş (төс),   düğmek (түю, түйіп байлау) 
-E-    elik (тау ешкісі), em (ем, шипа), emcek (емшек), emlemek (емдеу, дәрілеу), en (ен, қойдың 
ені), er (ер, күйеу), erincek (еріншек), esermek (есейту), etçi (етші, қасапшы), ezgi (езгі, қысым) 
-G-   gökçül (көкшіл), gölük (көлік), görkem (көркем,   сәнді), görklü (көрікті) 
-İ-    irkinti (іркінті су)  
-K-   kağşamak (қаусау, қартаю), kak (қақ, кептірілген жеміс), kargışlamak, kargımak (қарғау), 
kargış (қарғыс), karı (кәрі), kayıtmak (райынан қайту), kaynar (қайнар, бастау), kaytarmak (қайтару, 
қайтарып беру), kekeç (кекеш), koçmak, koçuşmak (құшу), konak (қонақжай), konur (қоңыр, күрең), 
koşa (қоса, бірге), kösem, kösemlik (көсемдік), kurut (құрт- сүт тағамы), küçürek (кішірек) 
-O-    od (от, жалын), okramak (оқырану, кісінеу), okşamak (ұқсау) 
-Ö-   özek (өзек, ядро) 
-S-  sak (сақ), saklık (сақтық, қырығылық),  sınamak (сынау), sarıerik (сарыөрік), sasımak (сасу), 
sınıkçı (сынықшы), soğuklamak (суықтау, суық тию)  
-T-      tanış  (таныс  кісі),  tanlamak  (таңдану),  taylak  (тайлақ  немесе  құлын),  tezlemek  (тездеу, 
тездету), tuzlak (тұздақ, тұздақты жер), tümbek (төмпек) 
 -U-   uçkun (ұшқын), uğru (ұры), utmak (ұту, жеңіп шығу) 

-Y-    yağır (жауыр), yoğalmak (жоғалу), yağrın (жауырын), yahşi (жақсы, өте жақсы), yaldırak 
(жалтырақ),  yalın  (жалын),  yel  (жел),    yelmek  (желу,  зымырау),  yılkı  (мінілмеген  жылқы  немесе 
есек), yır (жыр, өлең), yortmak (жорту, кезу),  yumak (жуу), yüğrük (жүйрік), yüklü (жүкті әйел) т.б.  
Түрік  тілінің  түсіндірме  сөздігінде  орын  алған  мынадай  көнерген  сөздерназарымызды  өзіне 
қатты аударып отыр: ayal,  derya, devran, didar, duçar, nadan, nahak, nan, faş, ferişte, giriftar, kem, 
külli, piyale, pulat, rencide, sokur, talak,  toy, tör, turgay, tümen, tün   т.б. Көнерген сөздердің басым 
көпшілігін  араб-парсы  тілдерінен  енген  кірме  сөздер  құрайды.  Олардың    қазақ  тіліндегі 
баламалары:  әйел,  дария,  дәурен,  дидар,  душар,  надан,  нақақ,  нан,  паш,  періште,  кіріптар,  кем, 
күллі,  пиалай,  болат,  реніш,  соқыр,  талақ,    той,  төр,  бозторғай,  түмен  (әскери  бөлік),  түн    т.б.  
Қарап  тұрсақ,  бұл  сөздердің  ішінен  «түмен»  сөзі  қазақ  тілінде  көнерген  сөз.  Басқа  сөздердің 
барлығы қазақтың күнделікті қолданып жүрген сөздері.   
Осы жерде “OD”-  «от, жалын» мағынасындағы сөзге ерекше тоқталып тоқтала өтсем деймін. 
Түркиялық  жазушы  Искендир  Пала  өзінің  Юнус  Эмренің  өмірін  баяндайтын  романының  атын 
«Од»  деп  берген.  Осы  «од»  сөзінің  мағынасы  енді  романның  арқасында  түсінікті  болып,  
көпшілікке  кеңінен  тарай  бастады.  Міне  көріп  отырғанымыздай  кейде  жергілікті  тілдегі  сөздер 
қайта  жандануы  мүмкін.    «Од»  сөзінің  тартымдылығы,  құпиялығы  түрік  тілдеріне  ортақ  тіл 
қазынасынан  бастау алуымен қатар, ата-бабаларымыздың бұрын қолданған тілдік лексикасынан 
мәлімет беруінде жатыр. Юнус Эмре кезеңін көрсетуде романның осы сөзді таңдап алуында көп 
мағына бар деп ойлаймын.    
Түрік  тілінің  нормативті  сөздігінен  алынған  жергілікті  және  көнерген  лексиканы  құрайтын 
бұл сөздер қазақ тілінің лексикалық қорын толықтырып тұрған белсенді лексика. Тілде қолданыс 
барысында кейде сөздердің мағыналық толысуы мен  мағыналалық тарылуы үдерісіне ұшырауы 
заңды құбылыс.  Бір ерекшелігі  сөздердің әлі күнге дейін екі тілде де бірдей қызметте жұмсалып, 
ортақ семантикалық ерекшелігін сақтап қалуы.  
   Бір қызығы кейде түрік тілінде белгілі бір аймақта қолданылған  кейбір сөздер қазақ тілінде 
де  белгілі  бір  аймаққа  тән  тар  қолданысты    сөз  болуы  әбден  мүмкін.  Мәселен,  Анкара  өңірінің 
аудандарында  «есек»  сөзінің  тура  мағынасымен  қатар,  адам  бойы  жетіңкіремейтін  биіктіктегі 
үйдің  қабырғасын  қалағанда  не  сылағанда  қолданылатын  төрт  аяғы  бар  үстел  деген  диалект 
мағынасы да бар [8.28]. «Ешек» сөзі тура осы мағынада оңтүстікте жұмсалатынын бала кезімізден 
жақсы  білеміз.  Қазақстанның  басқа  аймақтарынында  осы  сөздің  диалект  мағынасын  түсіне 
бермейді.   
       
Қорыта келгенде, түркі тілдес халықтардың тілінде мұндай құбылыстың, яғни әдеби 
тілдегі  сөздің  көршілес  тілде  диалект  ретінде  көрініс  табуы  заңды  құбылыс.      Өңірлердегі 
жергілікті  сөйлеу  ерекшеліктерін  зерттеу  бір  тілдің  ғана  емес,  туыс  тілдер  арасындағы 
байланыстарды,  сөздердің  этимологиясын  зерттеуге  жол  ашады.  Бір  сөздің  белгілі  бір  аймақта 
қолданыста  болып,  келе-келе  қолданыс  аясы  кеңейіп  әдеби  тілге  енуі  ғажап  емес.  Сондықтан 
диалект  сөздер әдеби тілді ана тілдің сөйлеу заңдылықтарына сәйкес келетін  сөздермен ұтымды  
толықтырып отыруға септігін тигізеді. Ғ. Қалиев те әдеби тілдің ұлттардың қалыптасу кезеңінде 
ұлт  тілдерінің  негізіне  жатуы  мүмкіндігін  және  диалектіге  әсер  ете  отырып,  өзі  де  олардың 
есебінен байып отыратын жазады [9.90].  Қазақ диаспорасының тілін зерттеген ғалым Б.Өтебеков 
«Сөз тарихын анықтауда этимологиялық зерттеулердің мәні зор. Ал этимология әдеби тіліміз бен 
оның  говорларын  түгел  қамтитын  ұшан-теңіз  тілдік  фактілер  мен  материалдарға  сүйенеді»,    - 
дейді  [10.5].  Сонымен  жергілікті  тіл  ерекшеліктерін  зерттеу  туыс  тілдер  арасындағы  тілдегі 
дыбыстық,  грамматикалық,  лексикалық  ерекшеліктерді  ғана  емес,  этникалық  байланыстарды  да 
анықтап, салыстыра зерттеуге мүмкіндік береді.      
 
ӘДЕБИЕТТЕР
 
1.
 
Türk  Dili.  Ankara  Üniversitesi  Uzaktan  Eğitim  Yayınları:  Ankuzem  (Editor  Dr.  Kemal 
Ateş), Ankara, 2007. – 268.  
2.
 
Ozankaya  Ö.  Dünya  Düşünürleri  Gözüyle  Atatürk  ve  Cumhuriyeti  (2.baskı),  İstanbul: 
Türkiya İş Bankası, s: 77. 

3.
 
Korkmaz  Z.  Türkiye’de  Ağız  Sözlükleri//Türk  Dili  Üzerine  Araştırmalar  III,  TDK  Yay. 
Ankara, 2007. -893.  
4.
 
Gülensoy Tuncer. Türkçe El Kitabı. Üniversitelerin Bütün Fakülte ve Sınıfları İçin: Bizim 
Gençlik Yay. Kayseri, 1995. – 358.  
5.
 
Нақысбеков О. Қазақ тілінің ауыспалы говоры. Алматы:Ғылым, 1972. -176.   
6.
 
Türkçe Sözlük. TDK, Ankara, 1998.- 2523. 
7.
 
Байниязов А.Байниязова Ж. Түрікше-қазақша сөздік. Алматы, 2007. -808.   
8.
 
Bozyiğit A.Esat. Ankara İli Ağzı Sözlüğü: T.C.Kültür Bakanlığı Yay. Ankara, 1998. – 281.    
9.
 
Қалиев Ғ. Тіл білімі терминдерінің түсіндірме сөздігі. Алматы:Сөздік-словарь, 2005. -
440.   
10.
 
Өтебеков Б. Қазақ диаспорасының тілі. Алматы: Білім баспасы, 2000. – 184.  
 
ӘОЖ 809.434.2-318+809.318  
 
КОНВЕРСИЯЛАНҒАН СӨЗДЕРДІ СӨЗДІКТЕ КӨРСЕТУДІҢ МАҢЫЗЫ 
 
 
Баймахамбетова Бибіфатима – 2 курс студенті, 
Байниязова Жанар – жетекші 
Ахмет Ясауи атындағы Халықаралық қазақ-түрік университеті 
Түркістан, Қазақстан  
 
 
Түйін:  Конверсия  құбылысының  сөздікте  анық  әрі  түсінікті  түрде  берілуі  сөздікті 
пайдаланушының сол сөз жайында алатын мағлұматын негіздей түседі. Контексте сөздің қай сөз 
табына  қатыстылығын  көрсету  де  өте  маңызды.  Жұмыста  түрік  тілінің  нормативті  түсіндірме 
сөздігінде конверсияланған сөздердің  берілу тәсілі өрнектер беру арқылы баяндалады.  
Кілт сөздер: конверсия құбылысы, контекс, лексикалық мағына, түсіндірме сөздік, сөз табы.  
Резюме:    Показ  явления  конверсии  в  толковых  словарях  обогащает  знания  пользователей 
словарей о лексико-синтаксических особенностях слов. Очень важно показать   значение слова в 
контексте, которое помогает соотнести это слово к той или иной части речи.  В статье на основе 
ярких  примеров  изучаются  способы  передачи  конверсии  слов  в  толковых  словарях  турецкого 
языка.  
   Ключевые  слова:    явление  конверсии,  контекст,  лексическое  значение,  толковый  словарь, 


1   ...   32   33   34   35   36   37   38   39   40


©emirsaba.org 2017
әкімшілігінің қараңыз

войти | регистрация
    Басты бет


загрузить материал